ÖMER VE YARALI SERÇE
Merhaba sevgili çocuklar. Bugün size küçük bir serçenin Ömer’e öğrettiği güzel bir şeyi anlatacağım.
Ömer, güneşli bir cumartesi sabahı kahvaltısını bitirmiş, arkadaşlarıyla oynamak için bahçeye çıkmıştı. Elinde kırmızı topu vardı. Arkadaşları onu parkın girişinde bekliyordu.
Tam kapıdan geçecekken incecik bir ses duydu:
“Cik, cik!”
Ömer durdu. Etrafına baktı ama hiçbir şey göremedi. Sonra ses yeniden geldi:
“Cik, cik!”
Bu kez eğilip çalıların arasına baktı. Küçük bir serçe toprağın üzerinde duruyordu. Bir kanadını diğerinden farklı tutuyor, uçmaya çalıştığında yerinden ayrılamıyordu. Ömer’in içi burkuldu.
“Senin neyin var, küçük serçe?” diye fısıldadı.
O sırada arkadaşı Yusuf seslendi:
“Ömer, haydi! Seni bekliyoruz.”
Ömer bir elindeki topa, bir de serçeye baktı. Günlerdir bu oyunu oynamak istiyordu. Ama küçük kuşu orada bırakıp gitmek de istemiyordu.
“Bir dakika!” diye seslendi. “Burada yardıma ihtiyacı olan bir kuş var.”
Serçeye dokunmadan eve koştu.
“Anne, bahçede bir serçe buldum. Sanırım kanadı yaralı, uçamıyor.”
Annesi onunla birlikte bahçeye geldi. Kuşa biraz uzaktan baktı.
“İyi ki bana haber verdin,” dedi. “Haydi, bir veterineri arayıp ona nasıl yardım edebileceğimizi soralım.”
Ömer, annesi telefonla konuşurken serçenin yanında sessizce bekledi. Kuşun korkmaması için arkadaşlarından da biraz geride durmalarını istedi.
Annesi, veterinerin tarif ettiği şekilde küçük bir kutu hazırladı. Serçeyi dikkatlice kutuya yerleştirdiler ve birlikte veterinere götürdüler.
Veteriner serçeyi muayene etti.
“Kanadı incinmiş,” dedi. “Bir süre burada kalıp dinlenmesi ve bakım görmesi gerekiyor.”
Ömer kutuya doğru eğildi.
“İyileşince yine uçabileceksin, değil mi?” diye sordu.
Veteriner gülümsedi.
“Bunun için elimizden geleni yapacağız.”
Eve dönerken Ömer biraz sessizdi. Annesi sordu:
“Aklın küçük serçede mi kaldı?”
Ömer başını salladı.
“Evet. Bir de arkadaşlarımla oynayamadım. Buna üzüldüm.”
Annesi onun elini tuttu.
“Oynamak istemen çok doğal. Ama serçeyi fark ettin ve yardım çağırdın. Merhamet, bir canlının sıkıntısını görünce ona yardım etmek için adım atmaktır. Dinimiz de insanlara ve hayvanlara merhametli davranmayı öğütler.”
Ömer bir süre düşündü. Sonra yavaşça:
“Allah’ım, küçük serçenin iyileşmesine yardım et,” diye dua etti.
Birkaç gün sonra veterinerden haber geldi. Serçe iyileşmişti ve yeniden doğaya bırakılmaya hazırdı.
Ömer annesiyle birlikte onu almaya gitti. Kuşu buldukları bahçenin sakin bir köşesine geldiler. Yusuf da yanlarındaydı. Kutuyu yere koyup kapağını açtılar.
Serçe önce başını uzattı. Sonra kutunun kenarına çıktı. Bir an durdu, kanatlarını çırptı ve havalandı.
Ömer başını kaldırıp onu izledi. Küçük serçe ağacın dalına kondu.
“Cik, cik!”
Ömer gülümsedi.
“Elveda, küçük serçe.”
Yusuf kırmızı topu Ömer’e uzattı.
“Şimdi oynayabilir miyiz?”
Ömer güldü.
“Şimdi oynayabiliriz.”
İki arkadaş parka doğru koşarken serçe de dalların arasından gökyüzüne uçtu.
Sevgili çocuklar, Ömer o gün hem oyun oynamayı çok istedi hem de yardıma ihtiyacı olan bir canlıyı yalnız bırakmadı. Bir büyüğüne haber vererek küçük serçeye yardım etti.
Peki siz, yardıma ihtiyacı olan bir hayvan görseydiniz hangi büyüğünüzden yardım isterdiniz?


