Mekke’de putperestlik, soy üstünlüğü, kan davaları ve güçsüzlere yapılan haksızlıklar Hz. Muhammed’i üzüyordu. O, toplumdaki yanlışlardan uzaklaşmak ve doğruyu düşünmek amacıyla Nur Dağı’ndaki Hira Mağarası’na gidiyordu.
Hira’da kâinatı, insanı ve Allah’ın yarattığı düzeni derinlemesine düşünüyor, yani tefekkür ediyordu. Gördüğü doğru rüyalar ve duyduğu selamlar gibi olağan dışı tecrübeler onu peygamberlik görevine hazırlayan işaretler oldu.
610 yılında Ramazan ayının Kadir Gecesi’nde Cebrail, Hira Mağarası’nda Hz. Muhammed’e “Oku!” diye seslendi. İlk vahiy olarak Alak suresinin “Yaratan Rabbinin adıyla oku!” diye başlayan ilk beş ayeti indirildi ve böylece risalet görevi başladı.
Hz. Hatice endişeyle eve dönen eşini teselli etti ve onu Varaka bin Nevfel’e götürdü. Varaka gelen meleğin Cebrail olduğunu söyleyerek peygamberliğini doğruladı. Vahiy bir süre kesildikten sonra Müddessir suresinin ilk ayetleri geldi ve tebliğ görevi devam etti.
Cevabı yazın



